Antik dönemde insanlar maddelere karşı oldukça yabancıydı. Öyle ki birçok maddenin ne işe yarayabileceğini yada nasıl kullanılabileceğini henüz keşfetmemişlerdi. Özellikle milattan önceki yıllarda insanlar sırasıyla ateş, madenlerin bir kısmı ve barınma gibi konularda ilerlemeye başladılar. Ateşi bulduklarında onlar için altın çağ başlamıştı. Artık yakaladıkları avları pişirerek yemeyi öğrenmişler ve ateşin ısıtma özelliklerinden yararlanıyorlardı. Ateşin aydınlatma etkisi sayesinde geceleri artık daha fazla zaman geçirebiliyorlardı. Kısacası ateş onlar için bir lamba gibiydi.

Bugün ise elektriği keşfeden insanoğlu artık geceleri evlerinde lambalarını yakarak istediği kadar oturabiliyor. Hatta gelişen teknoloji ile ateş ile ısınma devri biterken yerine doğalgazlı ısıtma sistemleri geldi. Elektrik sayesinde birçok teknolojik ürün kullanılabilirken antik dönemde bunları hayal bile edemezdik.

Antik dönemde insanoğlu ağaçları ancak üzerindeki meyveleri yemek için kullanırken zamanla kendilerini geliştirip ağaç işlemeciliğini öğrendiler. Kendilerine küçük barınaklar yapan insanlar maddeyi kullanmayı öğrenmeye başladılar. Hatta işi daha ileri götürüp kendilerine gelişmiş ağaç evler bile yaptılar.

Bugün ise gelişen teknoloji sayesinde insanlar beton, çelik, prefabrik gibi çeşitli maddeleri kullanarak eski sisteme göre dayanıklı birçok hanenin yaşayabildiği yüksek binalar yaptılar. Şehirleşme ve kentleşme gibi birimler ortaya çıktı.

Antik dönemde insanlar tarımı bilmiyorlardı. Kendiliğinden yetişen ağaçların meyvelerle beslenip yakaladıkları yabani hayvanlarla besleniyorlardı. Zamanla bunu geliştirip tarımı öğrenip bitki ve ağaç yetiştirdiler. Toprağı işlemeyi öğrendiler. Hatta evcil hayvanları besleyip kendi çiftliklerini kurdular.

Günümüzde insanlar modern tarıma geçerek iş gücü az hasatı bol alan tarım arazileri oluşturdular. Hayvancılık o kadar gelişti ki binlerce hayvan tek bir çiftlikte bakılır oldu.