Arılar ölürse ne olur?

Arılar dünyamızın küçük canlıları

Doğada yaşayan diğer canlılara göre oldukça minik canlılar olan arılar çok büyük işler yaparlar. Bal ve polen toplayarak neslinin devamı için saatler boyunca çiçekleri hızlı bir şekilde gezerler. Özellikle günün doğumuyla birlikte ilk saatlerde çok yoğun olarak çalışırlar.

Doğadaki tüm canlılar besin zinciri nedeniyle birbirlerine bağlıdırlar. Arılarda bu zincirin bir parçasıdır. Aslında besin zincirlerinin büyük bir bölümü tek bir bitki veya hayvan yoluyla birbirlerine bağlıdır.

Tüm bu zincirler birbirlerine bağlanarak devasa bir eko sistem oluştururlar.

İnsanlarda besin zincirinin bir parçasıdır. Zekamız ve toplumsal yaşamımız gereği birçok besin zincirinde en üst noktada yer alırız.

Arıların dostu çiçekler

Doğada bulunan çiçeklerin büyük bir bölümü nektar adı verilen besleyici bir sıvı salgılar. Arı gibi bazı canlılar enerji ihtiyaçlarını karşılamak ve yuvalarında besin depolamak için bu sıvıları kullanırlar. Arılar bu nektarı bal olarak depolar ve bizlerde bu üründen yararlanırız.

arı

Çiçeklerde nektar toplamak için dolaşan arılar bacaklarındaki tüylü yapı sayesinde çiçek polenlerini, hortumları ile nektarı toplarlar. Tüm bunları yaparken çiçekten çiçeğe dolaştıklarında bir miktar poleni başka çiçeğe bırakır.

Çiçek açan bitkiler tohum ve meyve vermek için polen kullanmak zorundadır. İşte bu olaya tozlaşma denir.

Bir arı yaşadığı kovanın genellikle 3-5 kilometrelik çapındaki bir alanda uçuş yapar. Eğer bu alanda yeterli nektar ve polen bulunmazsa daha uzak bir noktaya uçabilir. Uygun koşullar olduğunda yeni yuvalarını da oraya taşıyacaklardır.

Polen ve nektar taşımak için uçan arıları doğada birçok tehlike beklemektedir. Bu canlıları doğadaki diğer canlılar besin olarak kullanmaktadır. Örneğin kuşlar, kurbağalar, örümcekler arıların büyük düşmanlarıdır.

Tarımsal faaliyetlerde kullanılan ilaçlarda arıların ölmesine neden olmaktadır.

2006 yılından itibaren arı kolonilerinde ölümler görülmektedir. Özellikle 2017 yılında toplu arı ölümleri ülkemizde görülmüştür. Bunun nedeni olarak doğal dengenin bozulması ve arıların strese girerek intihar etmesi gösterilmektedir.

Arıların nesli tükenirse ne olur?

Arılar dünyamızın tozlaşmasında %80’lik bir oynamaktadır. Yani bugün yediğimiz meyve ve sebzelerin oluşmasında, bize oksijen sağlayan ağaçların varlığında doğrudan etkilidirler.

Arıların olmadığı bir dünyada ilk olarak tarım ve insanlık etkilenir. Tarımda bitki ve ağaçların tozlaşması için arılara ihtiyaç vardır. Arıların tozlaşma yapmadığı bir ağaçta meyve verimi çok düşük olacaktır.

Örneğin seracılık ile uğraşan bazı tarımcılar bitkilerin çiçek açma döneminde verimi artırmak için bir arıcı ile anlaşarak sera yakınına arı kovanı koydurur. Bu şekilde verimleri oldukça yüksek olacaktır. Özellikle bombus arıları bu işin ehlidir.

Bazen bir bitki yada hayvan türü o kadar önemlidir ki, o olmayınca başka bir türünde yok olması kaçınılmaz olabilir. İşte arılarda burada bahsedildiği gibi önemli bir türdür. Bu türler ekosistemlerin varlığının korunmasında altın anahtar rolü oynarlar.

Arıların olmadığı bir dünyada meyve ve sebze üretimi çok düşecektir. Örneğin bir çilek tarlası artık meyve veremeyeceği gibi o tarladan beslenen yabani hayvanlarında yok olmasına neden olur. Eko sistemdeki kilit türün etkileri böyle görülebilir.

Bal arıları yediğimiz besinlerin 1/3’ünü tozlaştırarak olmasını sağlamaktadır. 

arıların önemi

Arılar sayesinde bitki örtüsü ve doğa hayatta kalmaktadır. Çiçekler ve bitkiler tozlaşma olmadığı için tohum ve meyve yapamazlar. Bu durumda birçok canlı türü yeterli besin bulamadığı için ekosistemden ölerek ayrılır.

Küçük canlılardan örneğin farenin ölmesiyle birlikte onunla beslenen kartal, baykuş gibi canlılarında besinleri azalır. Bu durumda onlarında türleri yok olmanın eşiğine gelir.

Arılar olmazsa;

  • Ormanlar ve bitki örtüleri, tarım alanları verimliliğini kaybeder. Doğamız değişir ve besin eldesi zor bir hal olur.
  • Tarımla geçinen aileler başka işlere yönelmek zoruna kalır.
  • Meyve ve sebze üretimi düşeceği için daha yüksek ücrete almak zorunda kalırız.
  • Yabani hayvanların türleri zamanla yok olur.
  • Dünyada iklim değişiklikleri meydana gelir.

Yani arılar olmazsa o kadar çok şey olur ki…..

Bir arı küçük bir canlı olsa bile, bu canlının neslinin tükenmesi büyük sorunlar ortaya çıkarır. Ekosistem üzerinde kilit bir noktada olan arıların neslini korumak için günümüzde bilim adamları türlü çalışmalar yapmaktadır.

Ülkeler arılara zararsız tarım ilaçları konusunda çalışmalarını hızlandırdıkları gibi yoğun bir şekilde arıcılık öğretilmek isteniyor. Tüm bu çalışmalar sonucunda arıların neslinin korunabileceği ve doğanın dengesinin sağlanacağı düşünülüyor.

Biliyor musun? Arılar dünyamızda Antartika dışına birçok alanda yaşamaktadır. Değişik ırk ve türleri olan arılar çöl, tropik gibi iklimlerde var olmaktadır.

Arı ve türleri hakkında kısa bilgi

Ülkemizde arıcılık kovan başı üretim nedeniyle çok gelişmemiştir. Çok sayıda arıcılık ile uğraşan vatandaşımız olmasına rağmen elde edilen arı ürünleri miktarı Avrupa ve Dünya standartlarına göre oldukça düşüktür.

Özellikle 1990’lı yıllarda Avrupadan ülkemize gelen Varoa paraziti ile etkin mücadelenin yapılmayışı arı kolonilerinin verimini düşürdüğü gibi yok olmasına neden olmaktadır. Bu parazit bir köpeğe yapışarak kanını emen bir kene gibidir.

Arıcılıkta kullanılan bazı arı türleri ve arılar hakkında bilgi;

Ülkemizde genellikle Anadolu, Kafkas ve Karniyol arı türü kullanılmaktadır. Arıların yaşam ve üretim için çalıştığı alanlar farklılık gösterdiği için bu ırklar ortaya çıkmıştır. Örneğin Kafkas arısı bal toplama kabiliyeti en yüksek arı türüdür. Lakin Kafkas arısı yüksek rakıma sahip alanlarda yaşamaktadır.

Karniyol arısı ise ülkemize dışarıdan gelbir türdür. Sakinlik ve arı üretimi konusunda tercih edilir. Bal verimi orta derecede olup hızlı nüfus artışı görülebilir.

Anadolu arısı ise ülkemizde en çok kullanılan tür olmakla birlikte yurdumuza ait verimli ama bir o kadarda saldırgan bir türdür. Hastalıklara karşı diğer türlere göre çok daha dirençli olup bal verimi iyidir.

Biliyor musun? Bir arı kolonisi 100 bin bireyden oluşabilir. İlkbahar ve yaz dönemlerinde çok kalabalık olan bir koloni kış aylarında çok düşük nüfuslara sahip olur. Her koloninin tek bir kraliçe arısı vardır.

Kraliçe arılar kolonide yumurtlama ve çoğalmaya, özellikle koloniyi yönetmeye yetkili tek kişidir. Tüm arılar onun hizmetinde olur ve emrine itaat eder. Eğer kraliçe arı yaşlanmış ve koloniyi idare edemiyorsa arılar yeni bir kraliçe arı için çalışma başlatır.

Yeni kraliçe arı doğmadan önce eski kraliçe arı ya diğer arılar tarafından öldürülür yada yanına bir kısım arı alarak yeni bir yuvaya uçar. Bazen birden fazla kraliçe arı doğabilir. Her bir kraliçe bir grup arı ile kovandan ayrılı ve yeni yuva edinir. Bu duruma oğul verme denir.

Bir kolonide erkek arı, işçi arı ve kraliçe arı yer alır. Erkek arılar genellikle ilkbahar ve yaz döneminde arıların çoğalması için bizzat kraliçe arı tarafından yumurtlanırlar. Bu erkek arılar dışarıdaki yeni kraliçeler ile çiftleşerek onların yumurtlamasını sağlar. Bu kolonilerin devamlılığı için önemlidir.

Arıların yok olması ve bekleyen tehlikeleri incelediğimiz bu konuyu şu sözle bitirmek isterim

Albert Einstein şöyle demiştir: Eğer arılar yok olursa dünyanın ömrü sadece 4 yıl sürecektir.

İçindekiler;

Yorum Yapın

Unutmayın! Ödeve katkı sağlayacak yorumlar yapmalısınız.