Ödeviniz mi var?

Aramak istediğiniz ödevi lütfen yazınız

Biyoçeşitliliği tehdit eden faktörler

Yeryüzündeki yaşam, şaşılacak derecede çeşitlidir. Okyanuslarda, toprakta ve yer üzerinde bir kaç milyon kadar canlı türü vardır.

Dünya Vahşi Yaşam Fonu’nun, Yaşayan Gezegen Raporu’na göre yaklaşık 300 bin bitki, 4000 memeli, 6300 sürüngen, 1 milyondan fazla böcek ve 400 bin başka omurgasız hayvan türü bulunmaktadır.Bu sayılar, bilimsel olarak tespit edilen miktarlardır. Biyologlar, gerçek tür miktarının 5 milyondan fazla olduğunu düşünmektedir.

Son yıllarda türlerin sayısı diğer bir ifadeyle biyo-çeşitlilik, insanların etkinlikleri yüzünden hızlı bir şekilde azalmaktadır. Günümüzde risk altında olan tür sayısı 5 binden fazladır. İyimser tahminlere göre bile, bütün memeli ve amfibi türlerinin dörtte biri, kulşarın %11’i, sürüngenlerin %20’si ve balıkların %34’ü 2020 yılında nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıya olacaktır. Bilinen tüm bitki türlerinin ise %47’si yok olabilir.

İnsanların biyo-çeşitlilik üzerine etkileri şu başlıklar altında incelenebilir

  • Nüfusun artması ve doğal kaynakların hızlı bir şekilde tahrip edilmesi
  • Ormanların tahrip edilmesi
  • Tarımsal ilaçların bilinçsiz kullanımı
  • Turizm faaliyetlerinin artması
  • Maden ocaklarının işletilmesi sırasında doğanın tahrip edilmesi
  • Kaçak ve bilinçsiz avcılık faaliyetleri
  • Bitkilerin bilinçsizce toplanıp çeşitli faaliyetlerde kullanılması
  • Fabrika atıklarının arıtılmadan doğaya bırakılması

son bir kaç yüzyıl içinde insanların birçok doğal yapıyı değiştirmesine neden olmuştur.

Saydığımız bu faaliyetler doğal alanları değiştirmekte, canlıların yaşamını zorlaştırmakta hatta imkansız hale getirmektedir.

biyo-çeşitlilik nedir

Çevre sorunlarını, küresel ve yerel çevre sorunları olarak ele alabiliriz. Öncelikle küreselleşmeyi tarif edersek, “Satın aldığınız bir sandviçin; Amerikan buğdayının Japon fabrikasyonu bir fırında Türk işçiliği ile hazırlanıp ve pişirilmesi, Arap petrolünden yapılmış bir plastikle paketlenip ve yemenize hazır bir hale getirilmesi” olarak tanımlayabiliriz.  Çevre boyutunu ise sandviçi yemeniz halinde sizin elinizde kalan ambalaj atığı malzemesi oluşturmaktadır. Oluşan bu çevre kirlenmesi de çok yönlüdür. Diğer bir ifadeyle küreselleşme, ulusal sınırları nasıl tanımıyorsa oluşan çevre problemleri de aynı şekilde ulusal sınırları tanımamaktadır.

Belirli bir bölgedeki yerel çevre sorunları kısa bir süre sonra küresel ölçekli olabilmektedir.

Tropikal yağmur ormanları, yeryüzünde en fazla biyo-çeşitliliğe sahip alanlardır. Uzmanlar, büyün türlerin yaklaşık olarak üçte ikisinin tropik yağmur ormanlarında yaşadığını tahmin etmektedir. Ancak bu değerli yaşam alanı ne yazık ki diğer doğal yaşam alanlarından daha hızlı yok olmaktadır. Ormanların tahribatı bu alanda yaşayan canlıların barınaklarını elinden almakta, canlı türleri arasındaki besin zincirini bozmaktadır.

İnsanlar, kendileri doğadan bağımsız bir canlı olarak düşlememlidirler. Doğal hayatta yaşanan olumsuzluklar, sonuçta insanı da etkiler. Çünkü insanlarda besin zincirinin bir halkasıdır.

Doğal yaşamın bozulması, iklim değişikliği, çevre kirliliği gibi olumsuz durumlar insanların gelecekte ciddi anlamda besin sıkıntısı yaşamasına, soluyacak temiz hava bulamamasına ve doğal afetlerle karşı karşıya kalmasına neden olacaktır. Bu nedenle doğaya olan olumsuz etkimizi en aza indirmek tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmeli, doğal kaynaklarımızı tasarruflu kullanmalıyız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.